“İnsanlar basit ve üstün olarak ikiye ayrılırlar. Basit olanlar, yalnızca insan cinsini üretmeye yarayanlardır, diğerleri de yeni bir şey söyleyebilmek isteğiyle doğmuş, üstün insanlardır. Toplum muhafazakarlık görevini yerine getirmek için çok kez bu insanları asıp kesiyor ya da her türlü hareket imkanından mahrum ediyor. Ama yine aynı toplum, bir nesil sonra bu astığı insanların anıtını dikip, onlara tapıyor… İlk bölüm şimdinin adamıyken, ikinci bölüm hep geleceğin adamıdır. Birinciler dünyayı korur ve nüfusu çoğaltırlar. İkincilerse onu hareket ettirir ve asıl amacına doğru yürütürler.”
Sizin şarkınız değil, demek ki siz yalnızca bir gramofonsunuz. Psişik durumunuza göre plak değiştiriyorsunuz; siz müzisyen değilsiniz. Oysa özellikle işlerin zor ve dertlerin ağır olduğu za…manlarda her birimiz müzisyen olmak zorundayız, şarkıyla kendimizi yeniden yaratmak zorundayız. Bunun anlamı kalbimizi zihnin doldurmuş olduğu şeylerden özgürleştirmek ve boşaltmaktır. Dolayısıyla zihnin yarattıklarını anlamak ve bu yaratılanların hakiki olmadığını görmek zorundayız. Kalp boş olduğu zaman, küllerle dolu olmadığı zaman, zihin sessizdir. O sessizlikte zihnin ürünü olmayan, yok edilemez ve çarpıtılamaz bir şarkı vardır.”
Toplum kişiliklerle olur, kişilerle değil.
… Yanıtlarından önce soruları bağlar kişiyi.
Alışmak, ölümün en küçük ama en sürekli ve en tehlikeli bir parçasıdır.
İnsan, doyduktan sonra da yiyen tek yaratıktır.
Kişilerin geldikleri yer, toplumların gittikleri yön önemlidir.
Bilmiyorum demesini de biliyorsan yanıtlayamayacağın soru yoktur.
Ağaç demiş ki baltaya
sen beni kesemezdin ama
ne yapayım ki sapın benden…
Bak şu ağacın bilincine sen;
ölen ben, öldüren benden.
Doğruluğu bilinen bir önermeden yeni bir önerme çıkarma…
Uslamlama ile eşanlamlı değildir, uslamlama araçlı çıkarsamalrı kapsar. Örneğin ‘’taş, insan, değildir’’ önermesinden ‘’insan , taş değildir’’ sonucunu araçsız olarak çıkarırız. Oysa ‘’nişasta besleyicidir’’ önermesinden ‘’ekmek nişastadır’’ aracıb önermesini bilmeksizin ‘’ekmek besleyicidir’’ sonucunu çıkaramayız. Uslamlama, tümdengelim v…e tümevarım çıkarsama’nın özel biçimleridir.
İngiliz düşünürü Stuart Mill’e göre tikelden tikele ulaştıran çıkarsama, çıkarsamanın en ilkel biçimidir. Çıkarsamada varılan sonucun doğru olabilmesi için öncüllerin doğru olması şarttır. Öncülleri yanlış olan çıkarsamada varılan sonuç da yanış olur. Özetle, ister uslamlama, ister tümdengelim ve ister tümevarım yoluyla olsun belli bir bilgiden yeni bir bilgi çıkarmaya çıkarsama denir.
Her şey seslerdedir -geçmiş, şimdi, gelecek. Dinlemeyi bilmeyen insan, hayatın bize her zaman sunduğu öğüdü asla duymaz. Ve ancak o anın seslerine kulak veren insan doğru kararlara varabilir.
Topluluk kendi başına bir amaç değildir. “Makineler ne işe yarar, bütün bireyler yalnızca onların bakımında kullanılacaksa? Makineler ya da toplumsal örgütler kendi başlarına amaç oldular mı, bu insanlık komedisi demektir.”
İnsanların nerede olduklarını kimse bilemez. Rüzgar, bir yerden bir yere sürükler onları. Köksüzdürler, bunun da çok acısını çekerler.
Neden Hep acı çekerler?
Merhaba Arkadaşlar;
‘Eğer gözler ruhun penceresi ise, keder kapısıdır. Kapalı olduğu sürece, bilmek ve bilmemek arasındaki engeldir. Ondan uzaklaşırsan, sonsuza dek kapalı kalır. Ama açar ve içeri girersen, acı gerçek olur.”